Herşeyden sıkıldığın bir anda güzel bir haber almak gibisi yoktur..
Gergin yüz kaslarının gevşemesine, damarların genişlemesine, nefesin daha rahatlıkla alınıp verilmesine, stresin birden bire sanki yok olup sırtındaki büyük yükün bir kenara fırlatıp atılmasına kadar gider..
Yüz kaslarının gevşemesiyle gözlerin içi gülmeye başlar, bu da göz etrafında kırışıklıklara neden olur ama böyle güzellikler arasında kırışıklığınm lafı mı olur..Bence olmaz..
Bazılarınız beni şuan çok iyi anlıyorlardır belki de.. Beni anlayanlar; sinirden patlama noktasına gelmiş, göz bebeklerin büyümüş, dişlerini uzun süre sıkmaktan artık ağrımaya başlamış, yüzün asık, aman Allahım şimdi ne olucak, acaba bugün ne duyucam gibi düşüncelerden kafan bir dünya olmuş, hiçbir şeyden zevk almamaya başlamış, sanki hayattan olan beklentilerinden bile vazgeçmiş, kendinden bıkmış bir bireyken; tüm bunları değiştirecek bir haber almak nasıldır bilirler...
İşte tüm bunların üzerine kaymaklı kadayıf gibi gelir bu haber, sevinçten ne yapacağını bilemez bir halde olursun ilk önce, ben öyleyim şahsen.. sonra yavaş yavaş ,idrak etmeye başlarsın bazı şeyleri, ve şükredersin, "Allahım bana bugünleri de gösterdin şükürler olsun sana" diye...
İnsanız ve hayatta kimbilir daha nelerle karşılaşacağız bilinmez..
Ama ben şunu anlıyorum bu durumdan; her karanlığın arkasından mutlaka güneş doğuyor, kuş cıvıltıları ve gülümseyen yüzlerle birlikte..
Hayatın anlamı değişiyor o anda..
İşte o an; eşi bulunmaz bir an..Her an bunun gibi eşsiz anların keyfini çıkarmak dileğiyle..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder