
Çocukluk günlerim geldi bugün aklıma nerden estiyse artık:)
Babamla uçurtma uçurduğumuz, top oynadığımız, babamın sırtına çıkıp insanlara tepeden bakan bir edayla göz süzüşlerim geldi aklıma..
Ne güzel günlerdi onlar, keşke geri getirebilsem..
Arkadaşlarımla yakar top oynardık, ip atlardık, dokuz taş oynardık, saklambaç, körebe, yerden yüksek, ebe tura bir iki üç:) ve ismi şuan aklıma gelmeyen bir sürü oyun daha..Şimdi isimleri ne kadar komik gelse de o zamanlar bayılırdık bu oyunlara..
İtiraf ediyorum ben biraz mızıkçıydım:) yanardım,ebe olurdum ama hep çamura yatar bir bahane bulurdum..Arkadaşlar da sağolsun kabul ederlerdi severlerdi beni galiba:) çocukluk günlerini herkes özlüyordur illa ki, hele de güzel geçmiş tadına doyulmaz bir çocukluksa bu...
Çocukken herşey harika görünürdü gözüme; tek derdim acaba bana kim çikolata alacak, ne zaman parka gideceğiz, bayram gelse de bayramlıklarımı giysem,balon istiyorum alsalar ya bana..
Uçan balonlarımı da hep gökyüzüne salardım sonra da arkasından ağzı açık ayran budalası gibi bakardım:) hoştu, güzeldi, balonlarımın bulutları geçip uzaya gittiğini sanırdım...Çocukluk işte..
Denizi çok severdim mesela, yüzmesem bile görmem lazımdı denizi, eğer yakınından geçiyorsak da taş atmalıydım mutlaka..Bir keresinde İstanbul’dan Trabzona gidiyorduk.Bilenler vardır, Samsundan sonrası hep deniz, tabii ben küçüğüm daha başlarmışım “otobüsçü amca durdursun otobüsü ben denize taş atayım” diye:) Annem de kızım olmaz şudur budur dese de anlayan kim; biraz da sevimlimiy mişim ney mişim severlermiş beni, sonra otobüsçü amca otobüsü durdurdu da ben denize taş atıp rahatlamıştım o günü hiç unutmuyorum:) sağolsun otobüsçü amca...
Bir de diğer kız çocuklarının aksine durup vitrinlere bakmaktan nefret edermişim annemler bakarken ben yürür gidermişim, tabii bu arada ellerini falan da tutmazmışım büyüğüm yaa:) bir kaç kere annemler kendilerince plan yapıp benden saklanmışlar bir tanesini hayal meyal hatırlıyorum, ben her zaman ki gibi onlar vitrine bakarken vın devam yola ama arada da döner bakarmışım geliyorlar mı diye, geliyorlarsa devam yola:) ama o gün bir döndüm arkamı ki kimse yok hep yabancılar sağa bakmışım sola bakmışım biraz koşuşturmuşum falan sonra da başlamışım ağlamaya:) bir abiyle bir abla tuttu elimden sonra “ne oldu sana tatlı kız kimse yok mu yanında”dediler. Bense ağlamaklı bir sesle ancak “kayboldum” diyebilmişim:) Tabii bu arada annem ve babaannem beni diğer sokağın köşesinden izliyorlar bana ders olsun bir daha yapmayayım diye, en son geliyolar herkes konuşuyor anlaşıyor falan. Aradan iki dakika geçiyor annemler vitrine bakarken ben yine arkama bakmadan yola devam...hala daha da öyleyimdir,nedense bir sinir harbi başlatıyor ben de öylesine vitrinin önünde dikilip içerdekileri seyretmek...
Bir de erkek çocuklarla futbol oynardım, misket oynardım çok eğlenceli gelirdi bana:) Bebeklerimle de oynardım hatta kafama göre yıkar, saçlarını keser, kendimce makyaj yapıp stillerini değiştirirdim ama erkek çocukların oynadığı oyunlar da bir o kadar ilgimi çekerdi açıkcası.
Ortaokula kadar gitmişti bu, hep oynardım sonra genç kız oldum ya bırakıverdim oynamayı:) ama maçları hala daha hop oturup hop kalkarak izlerim, futbol aşkı işte...
Hiç hoş bişey değil bu bahsedeceğim hadise fakat erkek çocukları döverdim bir de, cadı bişeymişim ben yaaa:) Ama haksızlığa dayanamazdım ne yapayım.Gücüm de yetmezdi zaten ama hileyle döverdim işte.Bir tanesi beni kızdırmıştı iri yarı da bir çocuktu dövemeyeceğimi biliyordum ama birşey yapmam lazımdı.Mahallede inşaat vardı ordaki kumları avucuma doldurup çocuğun suratına atmıştım, o gözlerini tutarken de tekme, tokat, yumruk Allah ne verdiyse dövmüştüm:) tabii sonra topuk...Birkaç gün sokağa çıkmamıştım korkudan:) Ama her ne yaptıysa çok kızdırmıştı beni demek ki o kadar da cazgır değildim hani..küçük bir hanımefendiydim:))duy da inanma hesabı...
Bir de herkesi eve davet edermişim oturmakta yetmez yatıya gelin dermişim.Hadi tanıdıklar tamam ama beni sokakta seven yanağımı sıkan amcalara,teyzelere, abilere, ablalara da aynısını dermişim:) İnsanları seviyormuşum demek ki:) şimdi de seviyorum ama artık adamına göre muamele yapar oldum..
Annemin amcasını kendi dedem gibi severmişim kendi dedem İstanbulda değildi çünkü. Annemin amcası da beni çok severdi zaten ee ben de onu tabii ki. O zamanların son model mercedeslerinden vardı Talip amca da,çok severdim arabaları ben de , evlerimiz de biraz uzaktı ne yazık ki her zaman görüşemiyorduk.Kızları da teyzem gibiydiler onları da çok severdim hala da severim..Bir de o zamanlar revaçta olan karaşimşek dizisi vardı büyükbabamın kucağına oturur tek bir bölüm bile kaçırmadan izlerdim hep.Saat aldırmıştım saatten anlamadığım halde sırf kit’le konuşmak için:)
Kendi kendime söylenirmişim bazen, “keşke Talip amcayla bizim evlerimiz yapışık olsa Talip amcanın arabası da karaşimşek olsa” diye hala daha anlatır gülerler bana:) Çocuğum ne yapayım.Hayal gücü de biraz fazla çalışınca böyle oluyor demek ki:)
Habire hikaye anlatırmışım herkese; hikayelerin hepsinde de havuç kafalı ,lüle lüle saçları olan çilli, tatlı, çoook güzel bir kız olurmuş mutlaka, hikaye bu kızcağız erafında dönermiş hep, kah prenses olurmuş, kah çocuk, kah alice olurmuş kah kendisi, ee tabii ki tahminleriniz üzere o bendeniz oluyormuşum hep..Tabii beni uyutmak için yanıma gelenlere böyle hikayeleri anlatıp da onları uyuttuktan sonra içeriye gidişimi ve içerde bir kahkaha kopmasını söylemiyorum bile:)
Çocukluk çok güzel birşey gerçekten ben daha doyamadan çocukluğuma bir de baktım büyümüşüm ne kadar çabuk yaaa..
Zamanı tutamıyoruz maalesef, keşke tutulsa tekrar çocuk olmak isterim.O zaman büyükler derdi hep ahh ahh çocukluk ne güzel insan büyüdükçe dertleri de büyüyor diye, gülerdim ah bir büyüsem derdim. Şimdi anlıyorum ki hepsi çok haklıymış çocukluk gibisi yokmuş. Ekmek elden su gölden en büyük derdin çikolata, balon, yeni ayakkabılar, park:)))
Ahhh ahhh çocukluk gibisi yok...
Hem masum, hem mutlu, hem de huzurlu...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder