12 Mayıs 2010 Çarşamba
7 Mayıs 2010 Cuma
Şebnem..
Şebnem bitkin bir şekilde metroya bindi.Kendisini metronun koltuğuna nasıl attığını bilemedi.Kafasını cama dayar dayamaz da oracıkta uykuya daldı. Rüyasında yalnızca su sesleri duyuyor fakat hiçbir şey göremiyordu.Çok korkuyordu, yanında başka insanlarında olduğunu fark etti, o anda kalp atışları iyice hızlanmıştı ki metronun durmasıyla uyandı. Gerçekten de kalp atışları çok hızlanmıştı. Metro kapılarını kapatıp yoluna devam ederken Şebnem uyumamak için kendisiyle savaş veriyordu. Uyumaktan korkar olmuştu, neredeyse bir haftadır aynı rüyayı görüp aynı yerinde uyanıyor ve her seferinde korkusu biraz daha artıyordu.
Şebnem eve vardığında neredeyse bayılacak haldeydi. Önce bir duş aldı sonra bişeyler atıştırdı ve DVD seyretmeye koyuldu.Kendini rahatlatmak için komedi filmi izliyordu fakat bunun pek bir faydasını görememişti. Aklında hala görmüş olduğu rüya vardı.
Şebnem uzun kızıl dalgalı saçlara, yeşil gözlere ve tatlı bir gülüşe sahipti. Etrafında sevilen ve neşe dolu bir kızdı. Fakat son birkaç aydır sanki başka birisi olmuştu. En iyi arkadaşıyla büyük bir tartışma yapmışlar ve neredeyse iki haftadır konuşmuyorlardı.
Sebebini bilmediği halde buna pek de üzülmüyordu Şebnem, konuşmasın umrumda bile değil diyordu içinden.Kendi kendine şaşıyordu sonra da..
O gece boyunca gözleri kan çanağı haline gelmesine rağmen direndi ve uyumadı.Uyuyunca kendini çok daha bitkin ve korkunç hissediyordu. Tanıdıkları sürekli bir doktora görünmesi konusunda ısrar ediyor fakat maalesef bir sonuç alamıyorlardı çünkü Şebnem doktora gitmekten nefret eden bir tip olduğundan dolayı elinden geldiğince öteliyordu bu işi.
Üç hafta sonra Şebnem yine aynı halde yaşamına devam ediyordu fakat artık hiçbirşey yapmaya mecali kalmamıştı.Bir doktora görünmeyi kendisi de ciddi ciddi düşünmeye başlamıştı artık. Uykusuzluk, uyuduğunda kabuslarla uyanmak, etrafına karşı sergilediği ilgisiz tavırları ve hiç bir şey yapmak istememesi artık büyük bir sorun haline gelmişti. O an kararını verdi ve telefonu alıp doktordan randevu aldı. Gittiğinde doktor onu psikiyatri bölümüne sevketti. Şebnem “ benim psikiyatri bölümüyle ne işim olur “ diye söyleniyordu kendi kendine. Ama başka bir alternatifi de yoktu bu sebeple psikiyatri kliniğinin yolunu tuttu.
Şebnem doktoru beklerken etrafındaki herşey sinirini bozuyordu sanki. Su makinesinden su alan kadının bardağı tutarken çıkardığı sesler, çocukların ağlamalarının kulağının dibinde çınlaması, herşeyin sanki üstüne üstüne geliyor olması Şebnem’i çileden çıkarıyordu.Nihayet sıra kendisine geldiğinde Şebnem dış dünyayla ilişiğini kesmiş kendi kendine şarkı mırıldanıyordu. Doktorun asistanının ismini beş kere telaffuz etmesine rağmen Şebnem tepki vermiyordu buna. Sadece kafasını çevirip kadına gülümsedi o kadar. Kadın evraklarını kontrol ettikten sonra Şebnem’in koluna girerek muayenehaneye götürdü. Doktor ilk önce muayene etti Şebnem’i fakat fiziksel olarak herhangi bir bulgu yoktu. Sonrasında bazı tıbbi testler uyguladı üzerinde. Durum karşısında doktor şaşkındı. Şebnem’in ise dünya umurunda değildi.
Şebnem’i derhal bir odaya aldılar ve yatış işlemlerini gerçekleştirdiler.Sonrasında çantasından aranabilecek kişilerin numaralarını alıp annesini ve babasını aradılar. Şebnem’in anne ve babası ayrıydı. Ayrılmadan önce evde büyük kavgalar olurdu. O zamanlar Şebnem küçük bir kızdı. Fakat bu sorunlar Şebnem’in üzerinde pek de iyi etkiler bırakmamıştı anlaşılan..
Doktor anne ve babasını çağırıp kızlarının durumu ile ilgili konuşmak istemişti. Fakat ikisi de şuan işlerinin olduğunu daha sonra uğrayacaklarını bildirdiler. Doktor bir kez daha şaşkınlıkla bakakaldı asistanına. “ bir insanın kendi öz kızlarından daha önemli ne gibi bir işleri olabilir bu insanları anlayamıyorum.Bu kızın *bipolar bozukluk (manik depresif) hastalığına yakalanmış olmasına şaşmamalı” dedi.
Şebnem üzerinde bazı testler daha uygulandı.Fakat Şebnem yavaş yavaş kendine gelmeye başlamıştı.Sonrasında orada kalmak istemedi doktorun söylediği şeyleri bile doğru dürüst dinlemeden ayrılmayı istedi sadece ve doktorun ısrarı üzerine tekrar dönmek üzere ayrıldı oradan. Eve gittiğinde kendini bitkin hissediyordu. Fakat uykusu yoktu. Aynaya baktı gözleri sadece kırmızı renkten ibaretti neredeyse ama uyuyamıyordu. Hem uyumaktan korkuyordu hem de başka şeyler yapması gerektiğini düşünüyordu.
Bütün bu düşünceler kafasında dolanırken dışarı çıktı arkadaşları ile de buluşmak istemiyordu. Kendi kendine gezmeyi planladı. Önüne ilk çıkan barın kapısından içeri girdi. İçeride göz gözü görmüyor ve kimse birbirini duymuyordu. “İşte bu çok iyi” diye mırıldanarak bara geçti.
Barmen’den bira istedi içti sonrasından bir tane daha istedi fakat bu sefer barmen kendisini duymamıştı. Şebnem bir anda sinir nöbeti geçirmeye başlamıştı. Fakat kimse bunun bir nöbet olduğunu anlamamıştı çünkü gayet normal bir insan gibi konuşuyor sadece aşırı saldırgan davranıyordu. Barmen’in yanına gidip yumruklamaya, tekmelemeye başladı. Diğer insanlar Şebnem’i tutmaya çalıştılar fakat durmuyordu Şebnem. Ordaki erkeklerden biri Şebnem’i belinden kavrayarak barın dışına çıkardı. Şebnem çocuğun yüzüne bakar bakmaz ona aşık olduğunu hissetti. Bir anda o saldırgan hali ortadan kalkmış çocuğa kur yapmaya başlamıştı. En sonunda kendini çocuğun evinde buldu yataktaydılar fakat hiçbirşey hatırlamıyordu. Çırılçıplaktı ikisi de çocuk uyuyordu. Şebnem yine sinirlenmeye başlamıştı. Bunu kendisinin yapmış olduğunu hatırlamıyordu. Mutfağa gidip büyük bir bıçak aldı ve yatak odasına geri döndü. Uyuyan tek gecelik sevgilisinin boğazına dayadı ve gözünü bile kırpmadan şah damarını kesti.
Gözlerini açtığında güneş batmaya başlamıştı. Parktaki bir bankın üzerinde uyuya kalmıştı.Yaşananları hatırlayınca bir dehşet kapladı içini “evet işte gerçek oldu en sonunda oldu, gerçek oldu” diye bağırmaya başladı sokağın ortasında. Gelen geçen insanlar şaşkın bakışlarla Şebnem’i izliyorlardı. Şebnem bilinci tam olarak yerinde olmasa da doktorun muayenehanesine gitmeyi başardı. Olanları doktora anlattı.Doktor hem çocukla hem de Şebnem’le ilgili gerekli işlemleri tamamladıktan sonra Şebnem’i kilitli bir odaya aldırttı.Polisi ve sonrasında da anne ve babasını aradı. Kızlarının cinayet işlerdiğini duyan anne ve babası derhal yola çıktılar verilen adrese doğru.
Gelen polisler ilgili zabıtları tuttular fakat Şebnem normal davranışlar sergilemediğinden ve hasta olduğundan dolayı hastanenin psikiyatri kliniğinde kalmasının daha uygun olduğunu söyleyen doktorun da tavsiyesi üzerine oradan ayrıldılar.
Şebnem’i tuttukları oda kilitli ve güvenli bir odaydı. Odanın kapısında da bir polis nöbet tutmaktaydı. Şebnem yine kendine gelmiş ve oradan çıkarılmasını rica etmişti.Polis doktora haber vererek gelip bakmasını istedi. Doktor içeri girdiğinde Şebnem masanın kenarından kopardığı metal parçayı doktorun boğazına sapladı. Doktor nefes alamıyordu oracıkta çırpınarak can verdi. Polis ise dışarıda nöbetini tutmaya devam ediyordu. Fakat doktorun içeride kalma süresinin fazla olduğunu düşünerek kapıyı çalıp iyi olup olmadığını sordu. Şebnem gayet sakin bir sesle "içeri girin" dedi kapının arkasına saklandı sonrasında.
Kapıyı açıp içeriye giren polis herşeyin yolunda olduğunu düşündüğünden hazırlıklı değildi ve Şebnem bu fırsatı kaçırmayarak doktorun boğazından çıkardığı metal parçayı bu sefer de polisin gözüne saplayarak açılan kapıdan süzülerek koşmaya başladı. Acılar içerisinde kıvranan polis arkasından bir kaç el ateş edebildi fakat Şebnem çoktan çıkış kapısına ulaşmıştı bile. Gece olduğundan dolayı çok kalabalık olmayan koridorlardan kolayca geçen Şebnem, hemşire odasında kıyafetlerini değiştirerek dış kapıdan rahatça çıkıp gitti.
O gün dışarıda kaldı. Ertesi gün evine gitmeyi düşündü önce fakat evin muhtemelen izleniyor olacağını düşünerek bu düşüncesinden vazgeçti. Aklına annesi ve babası geldi. Onlara karşı çok öfkeliydi fakat bu onların yanına gidemeyeceği anlamına gelmezdi. Onu korurlardı yine de. Annesine gitti önce. Annesi olanları duymuş olduğundan dolayı biraz tedirgin olarak içeri davet etti kızını. Kızı annesine gayet normal olduğunu bardaki çocuğu öldürme sebebinin de kendisine tecavüz ettiğinden dolayı olduğunu söyleyerek kendisini annesinin gözünde temize çıkarmıştı. Annesinin diğer olaylardan henüz haberi yoktu.Eski kocası arayarak hastaneye gitmesine gerek kalmadığını Şebnem'in ordan çıktığını söylemişti olanları görmemesi için. Akşam yemeği yediler akşam yatacakları zaman Şebnem “artık zamanıdır” dedi kendi kendine. Annesi odasını hazırlamıştı bile. Şebnem yatağına uzandı fakat uyuyamıyordu. “içinden bir ses henüz bitmedi tam olarak gerçekleşmedi” diye fısıldıyordu kulağına. Şebnem yatağında doğruldu bir süre düşündükten sonra sessizce aşağıya indi mutfaktan bıçağı alıp annesinin odasına gitti. Annesi yalnızdı. Üvey babası iş seyahatindeydi. Bu çok iyi bir fırsattı. Sessizce yatağa yaklaştı ve annesinin tek kelime dahi etmesine fırsat vermeden bıçağı göğsüne sapladı. Sonra odasına gitti ve uyudu. Sabah erkenden kalkıp çıktı evden. “sadece dört tane kaldı onlar da bittikten sonra rahatsın” diyordu fısıldayan ses.
Şebnem babasının evine doğru yola koyuldu. Babası olanları duymuştu. Kızının normal olmadığını ve bunun da kendilerinin suçu olduğunu düşünerek üzülüyordu. Eski karısını aradı fakat telefonu cevap vermiyordu. Silahını alıp eski karısının evine gitti, evin kapısı aralıktı kapıdan içeri girdi sessizce en sonunda yatak odasında eski karısının cansız bedeniyle karşılaştı. Bunu Şebnem’in yaptığını anladı. Polisi aradı, polisler geldi zabıt tutulurken babasının aklına Şebnem’in onun evine de gidebileceği geldi aklına.
Babası emekli askerdi şuan, annesiyle ayrıldıktan kısa bir süre sonra bir başkasıyla evlenmişti ve çok mutluydular. Hatta şuan 12 yaşında olan bir kızı daha vardı. Karısına ise Şebnem’in son zamanlarda yaptıklarından bahsetmemişti korkutmamak için.
Şebnem babasından çok daha önce eve varmıştı bile.Karısının hiçbirşeyden haberi olmadığı için Şebnem’i içeri davet etmişti. Şebnem’in üvey kardeşi Selin ise televizyon izliyordu.Şebnem bileğindeki bıçağa sıkıca sarılmış fırsat kolluyordu.Üvey annesi mutfağa kahve yapmaya gittiğinde Şebnem fırsat bu fırsattır diyerek 12 yaşındaki zavallı küçük kardeşini gözlerini bile kırpmadan oturduğu kanepenin üzerinde bıçağı boğazına saplayarak öldürdü.Zavallı küçük kızın ne olduğunu anlamasına bile fırsat vermeden..
Sonrasında mutfağa doğru ilerlemeye başlamıştı. Üvey annesini de öldürmesi gerekiyordu fısıldayan ses emirler veriyordu Şebnem’e. Babası elinden geldiğince hızlı bir şekilde eve gelmeye çalışıyordu. Kadın Şebnem’i mutfakta görünce önce şaşırdı çünkü Şebnem babasıyla evlendiğinden beri kadına hiç sıcak davranmamıştı, sonrasında ise muhabbete koyuldu tabakları hazırlarken. Şebnem fırsat kolluyordu yine, hamlesini yapabilmek için.Kadına dedi ki; "senin hiç yapman gereken şeyler olduğunu düşündüğün ve bitirmek için elinden geleni yaptığın oldu mu" diye sordu? Kadın Şebnem’in tam olarak ne demek istediğini anlamasa da “herkesin olmuştur Şebnem’cim” cevabını verdi. Ben rüyamda gördüm bazı şeyleri ve şuan onları uyguluyorum başlangıcımı yaptım sonuna gelmeye de şuan sadece üç kişi kaldı dedi, o sırada bıçağı tam çıkarıyordu ki kadın Şebnem’e dönerek “ne gibi?” diye sordu. Şebnem bıçağı arkasına saklayarak “bugüne kadar kırmış olduğum tüm insanlardan özür diliyorum” dedi.Kadın bunu duyduğuna sevinmişti, gülümsedi. Sonrasında ne olduğunu bile anlamadan verandadan gelen sesle ikisi de yüzlerini kapıya çevirmişlerdi . Şebnem o sırada bıçağı kaldırarak kadının ensesine saplayacaktı ki arka kapıdan içeriye giren babası alnına isabet ettirdiği tek kurşunla kendi öz kızını vurdu. Kadın ne olduğunu bile anlayamamıştı. Babası diğer kızının sağlığından şüpheliydi karısına “Selin nerde?” dedi kadın konuşamıyordu sadece eliyle salonu işaret etti. O sırada polisler de geldiler. Babası ise kızının koltuğun üzerinde kanlar içindeki cansız vücuduna bakakalmıştı.
Bir saat öncesine kadar iki kızı vardı dünyalar kadar sevdiği, fakat şuanda ikisi de gitmişti...
Yazarın notu:*Manik depresif hastalık olarak bilinen bipolar bozukluk mani ve depresyon nöbetlerini içeren bir ruh hastalığıdır. Hastanın duygu durumu aniden yükselir ya çok neşeli olur ya da tam aksine çok üzgün ve ümitsiz kalır.Daha sonrasında hasta eski durumuna geri döner. Bipolar bozukluk tipik olarak adolesan ya da erken erken erişkin dönemde başlar ve hayat boyu devam eder.
Şebnem eve vardığında neredeyse bayılacak haldeydi. Önce bir duş aldı sonra bişeyler atıştırdı ve DVD seyretmeye koyuldu.Kendini rahatlatmak için komedi filmi izliyordu fakat bunun pek bir faydasını görememişti. Aklında hala görmüş olduğu rüya vardı.
Şebnem uzun kızıl dalgalı saçlara, yeşil gözlere ve tatlı bir gülüşe sahipti. Etrafında sevilen ve neşe dolu bir kızdı. Fakat son birkaç aydır sanki başka birisi olmuştu. En iyi arkadaşıyla büyük bir tartışma yapmışlar ve neredeyse iki haftadır konuşmuyorlardı.
Sebebini bilmediği halde buna pek de üzülmüyordu Şebnem, konuşmasın umrumda bile değil diyordu içinden.Kendi kendine şaşıyordu sonra da..
O gece boyunca gözleri kan çanağı haline gelmesine rağmen direndi ve uyumadı.Uyuyunca kendini çok daha bitkin ve korkunç hissediyordu. Tanıdıkları sürekli bir doktora görünmesi konusunda ısrar ediyor fakat maalesef bir sonuç alamıyorlardı çünkü Şebnem doktora gitmekten nefret eden bir tip olduğundan dolayı elinden geldiğince öteliyordu bu işi.
Üç hafta sonra Şebnem yine aynı halde yaşamına devam ediyordu fakat artık hiçbirşey yapmaya mecali kalmamıştı.Bir doktora görünmeyi kendisi de ciddi ciddi düşünmeye başlamıştı artık. Uykusuzluk, uyuduğunda kabuslarla uyanmak, etrafına karşı sergilediği ilgisiz tavırları ve hiç bir şey yapmak istememesi artık büyük bir sorun haline gelmişti. O an kararını verdi ve telefonu alıp doktordan randevu aldı. Gittiğinde doktor onu psikiyatri bölümüne sevketti. Şebnem “ benim psikiyatri bölümüyle ne işim olur “ diye söyleniyordu kendi kendine. Ama başka bir alternatifi de yoktu bu sebeple psikiyatri kliniğinin yolunu tuttu.
Şebnem doktoru beklerken etrafındaki herşey sinirini bozuyordu sanki. Su makinesinden su alan kadının bardağı tutarken çıkardığı sesler, çocukların ağlamalarının kulağının dibinde çınlaması, herşeyin sanki üstüne üstüne geliyor olması Şebnem’i çileden çıkarıyordu.Nihayet sıra kendisine geldiğinde Şebnem dış dünyayla ilişiğini kesmiş kendi kendine şarkı mırıldanıyordu. Doktorun asistanının ismini beş kere telaffuz etmesine rağmen Şebnem tepki vermiyordu buna. Sadece kafasını çevirip kadına gülümsedi o kadar. Kadın evraklarını kontrol ettikten sonra Şebnem’in koluna girerek muayenehaneye götürdü. Doktor ilk önce muayene etti Şebnem’i fakat fiziksel olarak herhangi bir bulgu yoktu. Sonrasında bazı tıbbi testler uyguladı üzerinde. Durum karşısında doktor şaşkındı. Şebnem’in ise dünya umurunda değildi.
Şebnem’i derhal bir odaya aldılar ve yatış işlemlerini gerçekleştirdiler.Sonrasında çantasından aranabilecek kişilerin numaralarını alıp annesini ve babasını aradılar. Şebnem’in anne ve babası ayrıydı. Ayrılmadan önce evde büyük kavgalar olurdu. O zamanlar Şebnem küçük bir kızdı. Fakat bu sorunlar Şebnem’in üzerinde pek de iyi etkiler bırakmamıştı anlaşılan..
Doktor anne ve babasını çağırıp kızlarının durumu ile ilgili konuşmak istemişti. Fakat ikisi de şuan işlerinin olduğunu daha sonra uğrayacaklarını bildirdiler. Doktor bir kez daha şaşkınlıkla bakakaldı asistanına. “ bir insanın kendi öz kızlarından daha önemli ne gibi bir işleri olabilir bu insanları anlayamıyorum.Bu kızın *bipolar bozukluk (manik depresif) hastalığına yakalanmış olmasına şaşmamalı” dedi.
Şebnem üzerinde bazı testler daha uygulandı.Fakat Şebnem yavaş yavaş kendine gelmeye başlamıştı.Sonrasında orada kalmak istemedi doktorun söylediği şeyleri bile doğru dürüst dinlemeden ayrılmayı istedi sadece ve doktorun ısrarı üzerine tekrar dönmek üzere ayrıldı oradan. Eve gittiğinde kendini bitkin hissediyordu. Fakat uykusu yoktu. Aynaya baktı gözleri sadece kırmızı renkten ibaretti neredeyse ama uyuyamıyordu. Hem uyumaktan korkuyordu hem de başka şeyler yapması gerektiğini düşünüyordu.
Bütün bu düşünceler kafasında dolanırken dışarı çıktı arkadaşları ile de buluşmak istemiyordu. Kendi kendine gezmeyi planladı. Önüne ilk çıkan barın kapısından içeri girdi. İçeride göz gözü görmüyor ve kimse birbirini duymuyordu. “İşte bu çok iyi” diye mırıldanarak bara geçti.
Barmen’den bira istedi içti sonrasından bir tane daha istedi fakat bu sefer barmen kendisini duymamıştı. Şebnem bir anda sinir nöbeti geçirmeye başlamıştı. Fakat kimse bunun bir nöbet olduğunu anlamamıştı çünkü gayet normal bir insan gibi konuşuyor sadece aşırı saldırgan davranıyordu. Barmen’in yanına gidip yumruklamaya, tekmelemeye başladı. Diğer insanlar Şebnem’i tutmaya çalıştılar fakat durmuyordu Şebnem. Ordaki erkeklerden biri Şebnem’i belinden kavrayarak barın dışına çıkardı. Şebnem çocuğun yüzüne bakar bakmaz ona aşık olduğunu hissetti. Bir anda o saldırgan hali ortadan kalkmış çocuğa kur yapmaya başlamıştı. En sonunda kendini çocuğun evinde buldu yataktaydılar fakat hiçbirşey hatırlamıyordu. Çırılçıplaktı ikisi de çocuk uyuyordu. Şebnem yine sinirlenmeye başlamıştı. Bunu kendisinin yapmış olduğunu hatırlamıyordu. Mutfağa gidip büyük bir bıçak aldı ve yatak odasına geri döndü. Uyuyan tek gecelik sevgilisinin boğazına dayadı ve gözünü bile kırpmadan şah damarını kesti.
Gözlerini açtığında güneş batmaya başlamıştı. Parktaki bir bankın üzerinde uyuya kalmıştı.Yaşananları hatırlayınca bir dehşet kapladı içini “evet işte gerçek oldu en sonunda oldu, gerçek oldu” diye bağırmaya başladı sokağın ortasında. Gelen geçen insanlar şaşkın bakışlarla Şebnem’i izliyorlardı. Şebnem bilinci tam olarak yerinde olmasa da doktorun muayenehanesine gitmeyi başardı. Olanları doktora anlattı.Doktor hem çocukla hem de Şebnem’le ilgili gerekli işlemleri tamamladıktan sonra Şebnem’i kilitli bir odaya aldırttı.Polisi ve sonrasında da anne ve babasını aradı. Kızlarının cinayet işlerdiğini duyan anne ve babası derhal yola çıktılar verilen adrese doğru.
Gelen polisler ilgili zabıtları tuttular fakat Şebnem normal davranışlar sergilemediğinden ve hasta olduğundan dolayı hastanenin psikiyatri kliniğinde kalmasının daha uygun olduğunu söyleyen doktorun da tavsiyesi üzerine oradan ayrıldılar.
Şebnem’i tuttukları oda kilitli ve güvenli bir odaydı. Odanın kapısında da bir polis nöbet tutmaktaydı. Şebnem yine kendine gelmiş ve oradan çıkarılmasını rica etmişti.Polis doktora haber vererek gelip bakmasını istedi. Doktor içeri girdiğinde Şebnem masanın kenarından kopardığı metal parçayı doktorun boğazına sapladı. Doktor nefes alamıyordu oracıkta çırpınarak can verdi. Polis ise dışarıda nöbetini tutmaya devam ediyordu. Fakat doktorun içeride kalma süresinin fazla olduğunu düşünerek kapıyı çalıp iyi olup olmadığını sordu. Şebnem gayet sakin bir sesle "içeri girin" dedi kapının arkasına saklandı sonrasında.
Kapıyı açıp içeriye giren polis herşeyin yolunda olduğunu düşündüğünden hazırlıklı değildi ve Şebnem bu fırsatı kaçırmayarak doktorun boğazından çıkardığı metal parçayı bu sefer de polisin gözüne saplayarak açılan kapıdan süzülerek koşmaya başladı. Acılar içerisinde kıvranan polis arkasından bir kaç el ateş edebildi fakat Şebnem çoktan çıkış kapısına ulaşmıştı bile. Gece olduğundan dolayı çok kalabalık olmayan koridorlardan kolayca geçen Şebnem, hemşire odasında kıyafetlerini değiştirerek dış kapıdan rahatça çıkıp gitti.
O gün dışarıda kaldı. Ertesi gün evine gitmeyi düşündü önce fakat evin muhtemelen izleniyor olacağını düşünerek bu düşüncesinden vazgeçti. Aklına annesi ve babası geldi. Onlara karşı çok öfkeliydi fakat bu onların yanına gidemeyeceği anlamına gelmezdi. Onu korurlardı yine de. Annesine gitti önce. Annesi olanları duymuş olduğundan dolayı biraz tedirgin olarak içeri davet etti kızını. Kızı annesine gayet normal olduğunu bardaki çocuğu öldürme sebebinin de kendisine tecavüz ettiğinden dolayı olduğunu söyleyerek kendisini annesinin gözünde temize çıkarmıştı. Annesinin diğer olaylardan henüz haberi yoktu.Eski kocası arayarak hastaneye gitmesine gerek kalmadığını Şebnem'in ordan çıktığını söylemişti olanları görmemesi için. Akşam yemeği yediler akşam yatacakları zaman Şebnem “artık zamanıdır” dedi kendi kendine. Annesi odasını hazırlamıştı bile. Şebnem yatağına uzandı fakat uyuyamıyordu. “içinden bir ses henüz bitmedi tam olarak gerçekleşmedi” diye fısıldıyordu kulağına. Şebnem yatağında doğruldu bir süre düşündükten sonra sessizce aşağıya indi mutfaktan bıçağı alıp annesinin odasına gitti. Annesi yalnızdı. Üvey babası iş seyahatindeydi. Bu çok iyi bir fırsattı. Sessizce yatağa yaklaştı ve annesinin tek kelime dahi etmesine fırsat vermeden bıçağı göğsüne sapladı. Sonra odasına gitti ve uyudu. Sabah erkenden kalkıp çıktı evden. “sadece dört tane kaldı onlar da bittikten sonra rahatsın” diyordu fısıldayan ses.
Şebnem babasının evine doğru yola koyuldu. Babası olanları duymuştu. Kızının normal olmadığını ve bunun da kendilerinin suçu olduğunu düşünerek üzülüyordu. Eski karısını aradı fakat telefonu cevap vermiyordu. Silahını alıp eski karısının evine gitti, evin kapısı aralıktı kapıdan içeri girdi sessizce en sonunda yatak odasında eski karısının cansız bedeniyle karşılaştı. Bunu Şebnem’in yaptığını anladı. Polisi aradı, polisler geldi zabıt tutulurken babasının aklına Şebnem’in onun evine de gidebileceği geldi aklına.
Babası emekli askerdi şuan, annesiyle ayrıldıktan kısa bir süre sonra bir başkasıyla evlenmişti ve çok mutluydular. Hatta şuan 12 yaşında olan bir kızı daha vardı. Karısına ise Şebnem’in son zamanlarda yaptıklarından bahsetmemişti korkutmamak için.
Şebnem babasından çok daha önce eve varmıştı bile.Karısının hiçbirşeyden haberi olmadığı için Şebnem’i içeri davet etmişti. Şebnem’in üvey kardeşi Selin ise televizyon izliyordu.Şebnem bileğindeki bıçağa sıkıca sarılmış fırsat kolluyordu.Üvey annesi mutfağa kahve yapmaya gittiğinde Şebnem fırsat bu fırsattır diyerek 12 yaşındaki zavallı küçük kardeşini gözlerini bile kırpmadan oturduğu kanepenin üzerinde bıçağı boğazına saplayarak öldürdü.Zavallı küçük kızın ne olduğunu anlamasına bile fırsat vermeden..
Sonrasında mutfağa doğru ilerlemeye başlamıştı. Üvey annesini de öldürmesi gerekiyordu fısıldayan ses emirler veriyordu Şebnem’e. Babası elinden geldiğince hızlı bir şekilde eve gelmeye çalışıyordu. Kadın Şebnem’i mutfakta görünce önce şaşırdı çünkü Şebnem babasıyla evlendiğinden beri kadına hiç sıcak davranmamıştı, sonrasında ise muhabbete koyuldu tabakları hazırlarken. Şebnem fırsat kolluyordu yine, hamlesini yapabilmek için.Kadına dedi ki; "senin hiç yapman gereken şeyler olduğunu düşündüğün ve bitirmek için elinden geleni yaptığın oldu mu" diye sordu? Kadın Şebnem’in tam olarak ne demek istediğini anlamasa da “herkesin olmuştur Şebnem’cim” cevabını verdi. Ben rüyamda gördüm bazı şeyleri ve şuan onları uyguluyorum başlangıcımı yaptım sonuna gelmeye de şuan sadece üç kişi kaldı dedi, o sırada bıçağı tam çıkarıyordu ki kadın Şebnem’e dönerek “ne gibi?” diye sordu. Şebnem bıçağı arkasına saklayarak “bugüne kadar kırmış olduğum tüm insanlardan özür diliyorum” dedi.Kadın bunu duyduğuna sevinmişti, gülümsedi. Sonrasında ne olduğunu bile anlamadan verandadan gelen sesle ikisi de yüzlerini kapıya çevirmişlerdi . Şebnem o sırada bıçağı kaldırarak kadının ensesine saplayacaktı ki arka kapıdan içeriye giren babası alnına isabet ettirdiği tek kurşunla kendi öz kızını vurdu. Kadın ne olduğunu bile anlayamamıştı. Babası diğer kızının sağlığından şüpheliydi karısına “Selin nerde?” dedi kadın konuşamıyordu sadece eliyle salonu işaret etti. O sırada polisler de geldiler. Babası ise kızının koltuğun üzerinde kanlar içindeki cansız vücuduna bakakalmıştı.
Bir saat öncesine kadar iki kızı vardı dünyalar kadar sevdiği, fakat şuanda ikisi de gitmişti...
Yazarın notu:*Manik depresif hastalık olarak bilinen bipolar bozukluk mani ve depresyon nöbetlerini içeren bir ruh hastalığıdır. Hastanın duygu durumu aniden yükselir ya çok neşeli olur ya da tam aksine çok üzgün ve ümitsiz kalır.Daha sonrasında hasta eski durumuna geri döner. Bipolar bozukluk tipik olarak adolesan ya da erken erken erişkin dönemde başlar ve hayat boyu devam eder.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)