Sayfalar

19 Nisan 2010 Pazartesi

Feray'ın Dehşet Dolu Ölümü

Çöp konteynırının yanındaki kanlı çuvalı gördüğünde irkildi, oradan hemen uzaklaşmayı düşündü , sonrasında merakına yenik düşerek çuvalı itelemeye başladı ayağıyla, bu ona yetmedi çuvalın ağzını çözmeye uğraşırken buldu kendini bir anda. Hem heyecandan hızlı hızlı nefes alıp vermeye başlamış, hem de kalbi göğsünü hızlı atışlarıyla resmen dövmeye başlamıştı.Ama o yine de ordan ayrılamıyor çuvalın içinde ne olduğunu öğrenmek için can atıyordu.
Nihayet merakını gidermesine çok az kalmıştı, çuvalın ağzı neredeyse açılmıştı ki işte o an çığlık atmaya başladı bir anda.Çuvalın kenarından bir kol dışarıya doğru sarkmıştı.Hayır içerideki insan olmamalı diye düşündü ama bir yandan da hırsla çuvalı yırtıyordu.Gördüğü manzara karşısında neredeyse küçük dilin yutacaktı.Adamın gözlerini yuvalarından çıkarılmış bir şekilde yatmaktaydı..
Ne yapacağını bilemedi bir an için, sonrasında polisi aradı.Gördüklerini anlattıktan sonra eve gitti.Ilık bir duşun iyi geleceğini düşünerek duş almayı planladı.Ama o sırada yorgunluktan ve korkudan koltuğa oturabildi sadece.Duştaydı rüyasında yukarıdan gelen ılık suyla gözlerini kapatmış yüzünü yıkıyordu gördüklerini unutmaya çalışırcasına, gözlerini açtığında küvetin kanla dolu olduğunu farketti.O korkuyla birlikte sıçrayarak uyandı.”Bravo işte artık duş almak falan da hayal oldu” dedi kendi kendine..
İyi ama bu nasıl bir hırstı, nasıl bir öç almaydı ki adamı bu hale getirmişlerdi.Belki de ölen kişi suçluydu diye düşündü, sonra belki de sokaktaki serseriler zevk olsun diye öldürdüler zavallı adamcağızı diye düşündü, ne olduğunu bilemeden..
Ertesi sabah, işe giderken cesedi bulduğu yoldan geçmek zorundaydı, ama bunu yapacak takati yoktu.İşyerini aradı gelemeyeceğini söyledi.Evde yatıp dinlenecekti, anca kendine gelebilirdi herhalde. Bu arada da sessizliğe tahammülü kalmamıştı, sanki sessizlik onu korkutur olmuştu, hemen televizyonu açtı. İzlemiyordu ama ses olsun diye açmıştı sadece.Kendisi de koltuğa uzanmış bir elinde sandviç diğer elinde çayı kahvaltısını yapıyordu.Kedisi de pijamalarının üzerinden kucağına tırmandı.” Sen de acıktın değil mi Tonton? pardon” dedi.
Kedisine de mamasını vermiş karşılıklı kahvaltı ediyorlardı.Tonton ismine yakışır şekilde tontondu gerçekten..
Ailesi yanında değildi, Feray iş nedeniyle başka bir şehirde oturuyordu. Feray, kumral , iri gözlü, uzun boylu ve konuşkandı.Ailenin tek çocuğuydu, bu sebeple çok şımarık büyütülmüştü. Ama o kadar iyi bir eğitim almış ve kendini o kadar güzel yetiştirmişti ki küçükken yaptığı şımarıklıklardan eser kalmamıştı..
Akşam yemeği hazırlamak istemedi canı, dışardan birşeyler söyledi.Buraya yeni taşındığından birlikte yemek yiyeceği bir arkadaşı da yoktu henüz.Yemeğin gelmesini beklerken Tonton’un tüylerini okşuyordu, Tonton bir anda kucağından atladı ve bahçeye doğru koşarak gitti.Herhalde tuvalet ihtiyacı var diye düşündü Feray, aldırmadı..
O sırada kapı çaldı.”Eevvveett yemek geldiii” diye sevinerek kalktı yerinden.Yemeğini bitirdikten sonra Tonton’un hala bahçeden dönmediğini fark etti. Meraklanıp bahçeye çıktı ama yoktu hiçbir yerde..Ne yapmalıydı acaba diye düşünürken kapısı çaldı. “Kim acaba” diye söylenerek gitti kapıya doğru.Delikten baktığında kimsecikler görünmüyordu.Kapıyı araladı ve yerde bir kutu gördü.Kutuyu aldı, ağırdı ne vardı içinde acaba böyle???
Kutuyu alıp kapıyı hemen kilitledi arkasından..Kutuyu mutfak masasının üzerine koydu ve açmaya başladı sanki kutuda bir ıslaklık vardı.
Kutuyu açtığında Tonton’un parçalanmış cesediyle karşılaştı.Çığlık çığlığa telefona yapıştı, polisi aradı. Gelen polislere durumu anlattı tam kutu içerisindeki cesedi gösterecekti ki kutunun orada olmadığını masanın üzerine yayılmış kanlarında silinmiş olduğunu farketti.Tabii bunları polislere nasıl açıklayacağını bilemedi.O sırada Tonton bahçe kapısından giriverdi ve Feray’ın bacaklarına sürtünmeye başladı.Polisler Feray’ı yanlış ihbar konusunda uyarıp gittiler. Feray olanlara inanamamıştı. Ama kedisinin yaşadığını görmek de çok güzeldi.Peki bu neydi rüya mı görmüştü, hayır değildi buna emindi..
Aradan haftalar geçmesine rağmen Feray gördüğü olaylar karşısında artık soğukkanlılığını kaybetmişti. O olaydan sonra polisleri birkaç kere daha çağırmış fakat hepsi fos çıkmıştı. Polisler artık kendisine inanmamaya başlamış, mahallede de mimlenmişti deli olarak.
O gece sakin olacağını ve sakin olduğunda halüsinasyon görmeyeceğini kendi kendine tekrarlayarak sakinleşmeye çalışıyordu.O sırada arka bahçesinde bir tıkırtı duydu, ama bakmaya cesareti yoktu ve bakmayacaktı da. Nasıl olsa yine halüsinasyondur dedi.Doktora gitmişti ve doktor bunun olabileceğini söylemişti ona.Ağır haplar kullanıyordu.
Mutfaktan bir ses yükseldi, mikser çalışıyordu, iyi de nasıl..
Mutfağa gitti “hayır bu olamaz” dedikten sonra elleriyle yüzünü kapattı içinden 10’a kadar saydıktan sonra tekrar açtı gözlerini ama hala karşısında dikiliyordu eski sevgilisi. Peki tamam ama ölmüştü sevgilisi..
Hatta cenazesinde o da oradaydı, bu da rüyaydı kesin ama neden gitmiyordu karşısındaki yada neden uyanamıyordu..?
Evet evet şimdi hatırlamıştı bu onun ikiz kardeşiydi..Eski sevgilisi sürekli ikiz kardeşinden bahsederdi ama Feray’la tanıştırmamıştı onu. Neden olarak da habire değişik bahaneler üretirdi.Sevgilisi öldükten sonra ailesinden ikiz kardeşinin akıl hastanesinde yattığını öğrenmişti. Peki tamam herşey anlaşıldı şimdi ama nasıl buraya geldi beni nereden tanıyor diye düşünmeye başlamıştı.O sırada ikiz kardeş konuşmaya başladı. Sesi de aynı sevgilisinin sesiydi ki kendisi de zaten ona “ben geldim hayatım” diyordu.
Feray korkmuştu, ona onu tanımadığını sadece kardeşinin eski sevgilisi olduğunu anlatmaya çalışıyordu.Karşısındaki ise sevgilisinin kendisi olduğunu iddia etmeye devam ediyordu."Peki açıkla o halde" dedi Feray..
Cezmi açıklamaya koyulmuştu hemen..Kardeşinin normal olduğunu fakat onu ziyarete geldiği bir gün ilaçla onu bayıltarak onun giysilerini giydiğini söyledi. Feray “ peki ama sonrasında gerçek nasıl ortaya çıkmadı?” diye sordu."Onun gelmesinden 1 hafta önce uslu durmamaya başladım ve sonunda çok ağır yatıştırıcılar kullanmaya başladılar.Son defasında olanı içmemeyi başardım ve o geldiğinde onunla yer değiştirdim ama sonrasında onun içmemesi mümkün değildi" dedi."Yani bunca zaman sen benim sevgilimdin ve bundan bahsetmedin mi" dedi Feray..
Cezmi ilk başta onunla değil kardeşiyle tanışmış olduğunu anlattı.”Senin resmin vardı cebinde ben de sonrasında o benim olmalı diye düşündüm ve böyle bir plan yaptım” dedi. Feray duydukları karşısında ne yapacağını şaşırmış, kalakalmıştı olduğu yerde.Yani ölen yine de sevgilisiydi.Ne yapmalıydı peki??
Feray, neden bu şekilde davrandığını ve masum insanları öldürdüğünü sorduğunda aldığı cevap karşısında zar zor ayakta durabilmişti.”Seni herkesten kıskandım ben, ama sen sevgilin, yani ben öldükten sonra hemen bir başkasını buldun, bana acı çektirdin, bende onun babasını öldürerek ona acı çektirdim.Ama sonra farkettim ki tek acı çekmesi gereken o değil sende acı çekmelisin” dedi. Feray, ne diyeceğini bilemiyordu. İçinden bir ses kaçmasını söylüyordu iyi de nasıl?
Feray kapıya doğru seğirip koşmaya başladı ama Cezmi’nin umrunda olmadı bu kaçış. Feray kapıyı açamadı bile..
Cezmi arkasından yavaşca süzülüp yanına yaklaştı, Feray, Cezmi’nin sıcak nefesini ensesinde hissediyor ve çok korkuyordu..
Cezmi, Feray’ı yavaşça banyoya doğru çekti ellerini ve ayaklarını bağladı.Küveti kaynar suyla doldurdu ve Feray’ı kucaklayıp küvetin içine attı. Feray’ın tüm çırpınışları ve feryadı boşunaydı.Kaynar suyun içinde dayanacak gücü de kalmamıştı.Cezmi yeterince acı çektirdiğine kanaat getirdikten sonra Feray’ın başını eğip küvete soktu ve tüm çırpınışlarına rağmen kafasını suyun içinden çıkarmadı ta ki vücudu hareketsiz kalana dek...

Hiç yorum yok: